Eski bir dosta rastladım dün
Gözleri kan çanağı
Beli bükülmüş, feri kesilmiş
Dağlar ağır gelmiş sırtına, besbelli
Havadan sudan konuştuk
Sudan sebepten kırmıştık birbirimizi
Yeni anladık ne kadar boş
Uzaylarda cebelleştiğimizi
Gülüştük
Sonra gözlerimiz sulandı
Mazinin puslu havalarından soluduk
Genzimizi yakan karabiber tanelerini
Çocukken kırdığımız camlar
Kalbimizin damarlarını parçaladı
Patlattığımız toplar dağıttı
Kalelerimizi, saraylarımızı
Düşündükçe geçmişi
Daha derinleri anlattık
Anlattıkça daha derinlere daldık
Sevdalar aşkları kovaladı
sohbetin akışında
Böyle bir akşamda anlatmıştı
Sevgilisini ilk öpüşünü kaldırım soğuğunda
İlk sigaramızı birlikte içmiştik
Bizim evin bodrumunda
Erkek oluyosun korkma derken
Ben de ağlamıştım o sünnet olduğunda
Hala içimizdeki çocuğu beslerken
Büyüyüp de karşılaştığımız şu anda
Çocukça şakalaştık
Görenler ne demiş olsa da
Gülüştük
Gülmeye o kadar ihtiyacım vardı ki
Onu görmeye, konuşmaya
Dağlardan, kırlardan
Babalarla gidilen mantar partilerinden
Aşklardan, meşklerden
İçe çekilmeyen sigaralardan bahsetmeye
Sonra dünyanın çivisinin çıktığını öğrendim arkadaşımdan
Meğer dünyanın öğüttüğü çocukluğumuz
Bir toz bulutuyla rüyalara karışmış...
2 Ocak 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder